Konuşma Bozuklukları

Zekâ geriliği, sağırlık ve ruhsal sorunlar kaçınılmaz bir biçimde konuşma ve konuşmayı anlama becerilerinin gelişimini etkiler. Bu alandaki gecikmeleri gidermeye yönelik programlar çocuğun durumuna göre belirlenmeli ve uzman kişilerce yürütülmelidir

DEĞERLENDİRİLMESİ
Konuşmanın göz önüne alınması gereken üç boyutu vardır: Kavrama, ifade ve simgesel dil. Ayırıcı tam açısından her boyutu tek tek değerlendirmek gerekir.

Kavrama- Kavrama düzeyini, yani söylenenlerin ne ölçüde anlaşıldığını değerlendirmek için çocuğa bazı basit şeyler sorulur.
- İki yaşından küçük çocuklarda değişik biçimdeki dört beş nesne arasına normal büyüklükte bir kaşık konarak, "Bana kaşığı gösterir misin?" sorusu yöneltilebilir.
- îki-iki buçuk yaş arasındaki çocuklarda küçük bir kaşığın gene küçük boyutlardaki bir bıçak, bir çatal ve başka nesneler arasından seçilmesi istenebilir.
- Üç-üç buçuk yaş arasıdaki çocuklarda test daha karmaşık olabilir. Küçük boyutlarda çatal, kaşık ve bıçak arasından seçim yapılması istenerek, "Hangisiyle kesilir?" sorusu yöneltilebilir.
- Dört-dört buçuk yaş arasındaki çocuklarda bir cümle içinde verilen iki emrin yerine getirilmesi istenebilir. Örneğin, Kaşığı anneye, çatalı bana ver" denebilir.
İfade- İfade gücünü, yani çocuğun neyi ya da neleri anlatabildiğim değerlendirmek için her sayfasında bir nesne resmi olan kitaplar kullanılabilir. Üç yaşından büyük çocuklarla ilgili testte bu resimler basit öyküleri anlatabilir. Dörtdört buçuk yaşın üzerindeki çocuklarda ise bir dizi resmi doğru bir biçimde kullanarak bir öykü oluşturmaları istenebilir.
Simgesel dil- Günlük "iletişim"i kavrama ve özümseme yeteneğidir.
- İki yaşındaki çocuğa normal büyüklükte bir fırça verildiğinde, bir oyuncak bebeğin saçlarım fırçalar. Gerçek bir
fincana gerçek bir kaşık koyar.
- İki buçuk - üç yaşlarındaki bir çocuk oyuncak bir bebeği yatağına ya da beşiğine yatırıp bir örtüyle üstünü örter.
- Dört yaşındaki bir çocuk oyuncak bir ocağın üstüne küçük bir çaydanlık koyup çay demleyebilir. Sözel olmayan iletişim ve işitme yeteneğini de ölçmek gerekir. Bunun için çocuktan küplerle yapılar kurması ya da
resim çizmesi istenebilir. Bu noktada başlıca konuşma bozukluklarıyla ilgili ayırıcı tanıya geçilebilir.

GECİKME TİPLERİ
• İfade gecikmesi- İfade gecikmesi en sık rastlanan konuşma bozukluğu biçimidir. Erkek çocuklarda görülme oram kız çocuklara göre dört kat çoktur. İdrar kaçırma gibi hareket sinirlerinin gelişmesiyle ilgili başka gecikme sorunları söz konusu olabilir. Çocuğun anlama yeteneği ve simgesel dili normaldir, ama ifadesi gecikmiştir. Büyük olasılıkla sözcükleri telaffuz etmede yetersizdir. Sözel olamayan iletişim ve işitme düzeyi normaldir. Bu tip gecikmeler sinir sisteminin gelişmesindeki hafif bir gecikmeye bağlıdır. Tedaviye olumlu yanıt verir.
• Konuşma gecikmesi- Her zaman değilse de genellikle "ilgisizlik", annenin depresyon geçirmesi ya da çocuğun
farklı dilleri konuşan çeşitli bakıcılara bırakılması gibi nedenlerden kaynaklanır. Annenin çok meşgul olduğu çok çocuklu ailelerde de en küçük çocukta bu bozukluk ortaya çıkabilir. İfade gecikmesi kavrama gecikmesinden daha ileri düzeydedir. Simgesel dil ve sözel olmayan iletişim normaldir. Ama sözcüklerin telaffuzu yaşa uygun değildir. Çocuğun işitmesi normaldir, ama seslerin kaynağına yönelmede yavaşlık olabilir. Bu yetersizlik tipik olarak konuşma deneyimi az olan ve nasıl dinlemek gerektiği öğretilmemiş çocuklarda görülür.
• Konuşma düzensizliği- Seyrek olarak görülen son derece ağır bir bozukluktur. Hâlâ tam olarak açıklanamayan bazı nedenlerden dolayı, göç etmiş çocuklarda ve anne babalan ruh hastası olan çocuklarda daha sık görülür. Erkek çocuklarda daha yaygındır. Konuşma düzensizliği olan çocuklar bazen sözel olmayan bir biçimde kendilerini ifade ederler. Ama genellikle garip bir konuşmaları vardır. Telaffuzları genellikle iyidir. Sık sık sabit fikirli davranışlar gösterirler. Konuşmanın incelenmesi son derece güçtür. Çünkü çocuk görüşmecinin her sorusunu yineler (ekolali). Simgesel dil genellikle hiç yoktur. Kendisine verilen bir nesneyi tanımlayamaz. Bu sorunu olan bir çocuk dört yaşından önce muayene edildiğinde zekâ geriliği olan çocuklardan ayırt edilebilir. Çünkü sözel olmayan iletişimi normaldir. Ama daha sonra görsel-mekânsal sorunlar ortaya çıkar. Gerek hafif, gerek şiddetli bütün sesleri yadsımaya eğilimi nedeniyle, işitmenin değerlendirilmesioldukça güçtür. Bazen yöneldiği taraftan gelen alışık olmadığı bir gürültü kendisini şaşırtabilir. Ama genellikle daha karmaşık testler gerekir. Ağır konuşma düzensizliği ve otizm (içe kapanma) arasındaki fark belki yalnızca nicelikseldir. Otizmde başka kişilerle göz temasının bulunmaması,ve bazı davranış biçimleri daha belirgindir.
• Konuşmanın uygulama evresinin gecikmesi- Konuşmanın "eyleme geçmesinde ya da üretiminde bir sorun vardır. Genellikle beyin felci gibi hareket ve duyu sinirlerini etkileyen hastalıklarla birlikte görülür.

BAŞKA NEDENLER
• Zekâ geriliği- Tanı çok dikkatli bir biçimde konmalıdır. Çünkü bu tür çocukların dikkatlerini yoğunlaştırma yeteneği düşüktür. Konuşma gecikmesi bütün boyutlarıyla vardır. Kavrama gecikmesi daha belirgindir. Ayrıca sözel
olmayan iletişim yaşa uygun değildir. İşitmenin değerlendirilmesi güçtür. Çünkü dikkat kısa sürede dağılır ve ya nıtlar kesin değildir. Bu bakımdan daha küçük çocuklara uygulanan bir test kullanılabilir. Bu incelemeler yeterli bir sonuç vermezse, çocuğun işbirliğini gerektirmeyen daha karmaşık testler uygulanabilir.
• Sağırlık- Testler doğru biçimde uygulanırsa, tanı konamayacak sağır çocuk azdır. İşbirliğini gerektiren testler,
daha büyük çocuklarda daha güvenilir sonuçlar verir. Bu olgularda ünlü seslerden ve yüksek frekanslı sözcüklerden
yararlamlabilir. Çocuğun zekâsı testi etkiler. Bazı çocuklar dudakların hareketini okumayı çok çabuk öğrenirler ve görüşmecinin yüzüne büyük bir dikkatle bakarlar. Görüşmeci bu çocuklarla sözel olmayan iletişime devam ettiği sürece çocuktaki sağırlığı fark edemez, çünkü çocuk görüşmecinin yüz ifadesi ve dudak hareketlerinden yararlanarak uygun tepkiler gösterir. Bu çocuklarda söylenenin anlaşılması ve sözel ifade azdır, ama simgesel dil gelişmiştir. Simgesel dilin gelişmiş olması sağır çocuğun zekâ geriliği olan çocuktan ayırt edilmesini sağlar.

ÖNLEME VE TEDAVİ
Ciddi bir sorun olan konuşma bozukluğu, uzmanlaşmış kurumlarda, çocuğun durumuna göre hazırlanmış özel programlarla tedaviyi gerektirir. Konuşmanın her boyutunda ve aynı zamanda sözel iletişimde bir gecikme
varsa, zekâ geriliği olasılığı yüksektir. Ağır bir zekâ geriliğinden kuşku duyuluyorsa, ailenin bu durumu kabul etmesi için aile hekiminin yardımı önemlidir. Sağırlık durumlannda zaman geçirmeden uzman bir merkeze başvurulmalıdır. Burada yapılacak testlerle tanının erken konması, tedaviye ve konuşma eğitimine hemen geçmek açısından son derece önemlidir. Konuşma gecikmesi söz konusu olduğunda, özellikle bir kulak-burunboğaz
uzmanına başvurmak ve onun önerileri doğrultusunda hareket etmek en uygun yöntemdir. Konuşma terapistleri çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi açısından bu konuda etkinlik gösteren kurumların önemli elemanlandır. Bazen tedavi çocuğu alıştığı ortamdan ayırmadan yapılır.

KEKEMELİK
Kekemelik konuşmanın ritminde ve akıcılığında ortaya çıkan bir bozukluktur. Aralıklı tıkanma (blok), bazı ses, hece ve sözcükleri uzatma ve heyecanlı yineleme biçiminde kendini gösterir. Gerek organik, gerek ruhsal çeşitli etmenlere bağlı olabilir. Kekemelerin yansında bu bozukluk beş yaşından önce ortaya çıkar. Olgulann büyük bir bölümü de 11 yaşından önce başlar. İki - beş yaş arasında kekemelik genellikle geçici ve iyi huyludur. Kekemelik erkek çocuklarda kızlara göre 2 - 4 kez daha fazladır. Kekemelik anne baba için yoğun bir endişe kaynağıdır. Çocuğu vazgeçirebilecekleri umuduyla dikkatini hep bu bozukluğa çekerler. Oysa bu tavır çocuğun durumunu daha çok yadırgamasına yol açar, heyecanını uyanr ve sorunu ağırlaştınr. Çocuk giderek zor kelimeleri kullanmamaya, hatta konuşmaktan kaçınmaya başlar. İfade güçlüğündeki zorluklann tedavisi çocuktan çok, çocuğun ortamına yöneliktir.
Anne babanın işbirliği ve katılımı tedavinin başansı için gereklidir. Çocukta endişe yaratan ailevi sorardan da kapsamak üzere, kekemeliği ortaya çıkaran ya da artıran durumlan düzeltmek için çalışılmalıdır. Anne babalar çocuğu daha sakin olduğu zamanlarda konuşturmalı, konuşması için ona zaman vermeli, konuştuğunda onunla göz teması kurmalı ve anlayışlı dinleyiciler olmalıdır. "Daha yavaş konuş", "Nefes al ve yeniden başla", "Tanrı aşkına, dur ve konuşmadan önce biraz düşün" gibi yorumlar kesinlikle yapılmamalıdır. Aynı biçimde konuşma bozukluğunu değiştirmeye yönelik her çeşit sözden de kaçınılmalıdır. Tedavinin basan düzeyi anne babanın zor anlarda tutarlı davranmasıyla doğrudan orantılıdır. Bu nedenle sorunun bütünüyle çözülmesine değin bir uzmanla işbirliği içinde olmalan gerekir. Çocuk kendini kekeme olarak kabul edip bazı savunma mekanizmalan geliştirirse, örneğin telaffuz edemediği sesleri kullanmamak için dolaylı konuşmalara başlar, yüz tikleri, yüz ekşitme ve başka heyecan bulgulan geliştirirse, tedavi güçleşir ve seyir de daha kötüleşir. Bu olgularda psikoterapi ve sesbilgisi eğitimi ile birlikte yürütülen doğrudan tedavi uygulanır.

Yorumlar (1)Add Comment
...
Yazan mehmet, +
merhabalar benim oğlum 11 yaşında ama konuşmasında baya bi zorluk çekiyor çok ağır vede bazen neyi nerde konuşacağını bilmiyor bazı kelimeleri yutuyo ve uzatıyo bunun için bi fikriniz varmı acele cevap bekliyorum şimdiden teşekkür ederim

Yorum Yaz
Daha kucuk | Daha Buyuk

busy
 
Kimler Sitede
Şu anda 95 ziyaretçi çevrimiçi
En Sevilenler